|
|
Re’sen
Alan
Değişikliği
İşlemine
İptal
Kararı!
|
|
Milli
Eğitim
Bakanlığı’nın
yaptığı
re’sen
alan
değişikliği
işlemi
sebebiyle
bulunduğu
okulda
norm
fazlası
öğretmen
konumuna
düşen
davacının
alan
değişikliği
talebine
ilişkin
başvurusunu,
davalı
idarenin
reddetmesi
üzerine
açtığımız
davada;
mahkeme,
önce
yürütmeyi
durdurma
kararı
verdi,
daha
sonra
ise;
davayı
esastan
karara
bağlayarak,
dava
konusu
işlemi
iptal
etti.
Rize
İdare
Mahkemesi’nin
kararında
şu
ifadelere
yer
verildi:
“Davacının
kendisinden
kaynaklanmayan
nedenlerle
başvuru
süresini
geçirdikten
sonra
yaptığı
alan
değişikliği
talebinin
değerlendirilerek,
bir
işlemin
tesis
edilmesi
gerekirken,
başvuru
süresini
geçirdiği
gerekçesiyle
talebinin
değerlendirilmemesi
işleminde
hukuka
uyarlık
görülmemiştir.”
|
|
|
|
Vahşeti Lanetliyoruz!
Yıllardır
Filistin’de tecrit
politikası uygulayan,
terörist eylemlere
girişen İsrail, bir defa
daha vahşi yüzünü
göstermiştir.
İsrail’in
Gazze’de okullara ve
evlere düzenlediği hava
saldırılarında 200’ün
üzerinde masum insan
hayatını kaybetmiş,
300’ü aşkın kişi ise
yaralanmıştır. Bu bir
insanlık suçu, adı
konulmamış bir
soykırımdır. Menfur
saldırı, milletimizi
derinden üzmüş, toplumda
infiale yol
açmıştır. Kadın ve çocuk
demeden sivil halka
canice saldıran İsrail’e
Batılı ülkelerin sessiz
kalmasını anlamlı
buluyor, onları bu
tavırlarından dolayı suç
ortağı olarak görüyoruz.
Terörist
devlet İsrail, hain
yüzünü Filistin
topraklarında
gerçekleştirdiği
saldırıyla bir kez daha
göstermiştir. Gazze’de,
yağdırdığı bombalarla
çoluk-çocuk onlarca
masum insanı katleden
işgalci İsrail, başta
İslam Alemi olmak üzere
tüm insanlığın nefretini
kazanmıştır. Dünyanın
tek terörist devleti
olan İsrail’in masum
Gazze halkına yönelik
saldırısını
lanetleyerek, şiddetle
kınıyoruz. Medeniyetler
ittifakından bahseden,
dünya barışı ve özgürlük
çağrıları yapan Batı
dünyasının sahte yüzü,
İsrail’in
gerçekleştirdiği
katliamlara sessiz
kalmasıyla bir kez daha
ortaya çıkmıştır. Bir
taraftan barış deyip
diğer taraftan masum
insanları katleden
İsrail’in terörist
yüzünü artık bütün dünya
görmelidir. Bir başka
önemli konu ise, İslam
coğrafyasının merkezinde
sayılan Filistin’de akan
Müslüman kanının
durdurulmasında
yıllardır aksiyoner
olmayı beceremeyen İslam
devletlerinin ve
toplumunun harekete
geçip geçmeyeceğidir.
Biz diyoruz ki;
sabretmek, boyun eğmek
değil, direnmektir. Bu
direnme ruhu,
inancımızın doğasında
vardır ve bu ruhu
harekete geçirmemek
büyük bir vebaldir.
Başta hükümetimiz olmak
üzere Türkiye
Cumhuriyeti’nin devleti
ve milletiyle, İsrail’in
terörist eylemlerine
karşı her türlü eylemi
ortaya koymalıdır.
Eğitim-Bir-Sen
olarak, İsrail vahşetini
lanetliyor; hain
saldırılarda şehit olan
Filistinlilere Allah’tan
rahmet, tüm İslam
Alemi’ne başsağlığı
diliyoruz, yaralılara
acil şifa, yakınlarına
sabır diliyoruz
Cevat ÖNAL
HATAY ŞUBE BAŞKANI
HAKLARIN İADESİNİ TALEP
EDİYORUZ....
MEB’in hemen her konuda
yaptığı mevzuat
değişiklikleri,eğitim
çalışanlarının haklarını
tırpanlamış,beraberinde
birçok yargı kararı
çalışanlara haklarını
iade etmiş ve bu geçen
süre zarfında yapılan
hukuka aykırı
uygulamalar eğitimi
içinden çıkılmaz bir
hale sokmuştur.
Hukuk devletinde,
devletin faaliyetleri
sıkı normlara bağlı
olmalıdır. Devleti
kurallarlayönetmek,
bireylere önemli güvence
sağlar. Kurallara göre
yönetilen devlet,
bireylerin hangi
şartlarda neyi,nasıl
yapabileceklerini
önceden bilmeleri
onların geleceğe dönük
hayat planlarını
yapmalarını sağlar.
Devlet yönetiminde
devamlılık esas olduğu
gibi, kurumlarda da
esastır. Hukuk
güvencesine uyarlı
düzenlemeler, bireylere
iki yönlü güvence
sağlar; birincisi, birey
geleceğini daha iyi
görür, hayatını ona göre
planlar; ikincisi ise,
devlet yetkisini
kullananlara karşı
hukuki bir himayeye
kavuşur. Hukuki güvence,
aynı zamanda hukukta
nispi istikrar sağlar.
Kuralların makul olmayan
aralıklarla, her ne
sebeple olursa olsun,
sıkça değişmesi, hem
bireylerin hukuka olan
güvenini sarsar, hem de
çalışmalarını güven
içinde yürütmelerini
zora sokar. Sürekli
değişen normlar,
bireylerin kendilerini
güvende hissetmelerini
imkânsız kılar. Devletin
keyfi davranmayacağını
bilmek, bireylere
devletçe sağlanacak en
büyük güvencelerden
biridir. Hukukun
üstünlüğünü esas olan
devletlerdeyasal
düzenlemeler, zorunluluk
arz etmedikçe
değiştirilmemektedir.
Milli Eğitim
Mevzuatı’nın sürekli
değişmesi, bireyleri
hukuki güvenceden yoksun
bırakmakta, kuruma karşı
güvenlerini
sarsmaktadır.
Öğretmenlerin 2008 yılı
il içi atamalarındaki
kargaşa buna en iyi
örnektir.Millî
Eğitim Bakanlığı
Öğretmenlerinin Atama Ve
Yer Değiştirme
Yönetmeliği’nin
22.maddesinde açıkça “Atamalar,
bu sırada bulunanlar
arasından eğitim
kurumlarındaki norm
kadro açığı ölçüsünde o
okul veya kurumu tercih
edenlerden hizmet puanı
en fazla olandan
başlanması suretiyle
Mayıs ayı içinde
gerçekleştirilir.
Ataması yapılanların
eski görev yerlerinden
ayrılmaları Haziran ayı
sonu itibarıyla
sağlanır. Ataması
yapılamayanlara ait sıra
durumu, takip eden yılın
Şubat ayı sonuna kadar
geçerli olup, dönem
içinde oluşacak öğretmen
ihtiyacı bu sırada
bulunanlardan karşılanır.”
Denilmesine rağmen
bakanlık yayınladığı
2008
Öğretmenlerin İl İçi
İsteğe Bağlı Yer
Değiştirme Kılavuzunda
kendi yayımladığı
yönetmelikle çelişerek
sıralı atamaların bir
defaya mahsus olarak 4
Ağustosta yapılacağını
belirtmiştir.
Hukuka aykırı bu durum
sendikamız
Eğitim-Bir-Sen
tarafından yargıya
taşınmıştır.Ve bu
davanın aleyhine
sonuçlanacağını anlayan
bakanlık genelge
yayımlayarak;”İl içi
sıraların 15-19 Aralık
tarihleri arasında
çalıştırılmasını”
istemiştir.Ancak 4
Ağustostan bu yana il
içi sıraların iptal
edildiği gerekçesiyle
sıralı okullara norm
kadro fazlası,hizmetin
gereği türünden öğretmen
atamaları
yapılmıştır.Yani sırada
bekleyen öğretmenler hak
kaybına uğramış
atanmaları gereken
okullardaki açık diğer
şekillerde
doldurulmuştur.Bu
durumda ilimizde yargıya
başvurması gereken
onlarca öğretmen ortaya
çıkarmıştır.Yargı
süreçlerinin uzun
sürmesi nedeniyle bu
eğitim çalışanlarının
mağduriyetleri ikiye
katlanacaktır.
Eğitim-Bir-Sen olarak İl
Milli Eğitim
Müdürlüğü’nden bu
durumdaki öğretmenlerin
haklarını iade
etmelerini talep
ediyoruz.
Cevat ÖNAL
Eğitim-Bir-Sen
Hatay Şube Başkanı
Eğitim Çalışanları
Emeğinin Tam Karşılığını
Alamadığını Düşünüyor |
|
Genel Başkanımız Ahmet
Gündoğdu, toplumların
uygarlık düzeyinin,
öğretmene verdiği
değerle ölçüldüğünü
ifade ederek,
“Öğretmenlerimizin bir
türlü çözülemeyen
sorunlarına ve maddi
sıkıntılarına bakılırsa,
uygarlık düzeyimizin
düzeysizlikten öteye
gitmediği gün gibi
ortadadır” dedi.
Gündoğdu, 24 Kasım
Öğretmenler Günü
dolayısıyla yaptığımız
‘Öğretmenlerin Meslek
Memnuniyeti
Araştırması’nı İlci
Otel’de düzenlediği
basın toplantısıyla
açıkladı. Gündoğdu,
başta öğretmenler olmak
üzere eğitim
çalışanlarının onlarca
sorunu bulunduğunu,
ayaküstü demeçlerle
çözüm aranan ve yıldan
yıla devreden bu
sorunların neredeyse
içinden çıkılmaz bir
yumak haline geldiğini
söyledi.
1930’lu yıllardan bu
yana eğitimde ciddi bir
değişim yaşanmasına
rağmen öğretmenlerin
sorunlarında nitelik
olarak bir değişiklik
meydana gelmediğini
kaydeden Gündoğdu,
sözlerini şöyle
sürdürdü:
“Cumhuriyetin ilk
yıllarında da yine aynı
sorunların dile
getirildiğine bakılırsa
aradan geçen 85 yılda
öğretmen sorunlarının
çözümüne ilişkin
derinliğine çalışmalar
yapılmadığı
görülmektedir. Eğitim
çalışanlarının yaşadığı
sorunlar, çözümlenmesi
mümkün sorunlardır ancak
bu sorunların çözümü
için yeteri kadar
çalışılmamış, palyatif
tedbirlerle
geçiştirilmiştir.
Öğretmen açığı sorunu,
onbinlere ihtiyaç
duyulacak şekilde
varlığını devam
ettirmektedir. Ancak
öğretmen açığı
sözleşmeli, vekil,
ücretli öğretmen
alımıyla kapatılmaya
çalışılmaktadır.
Öğretmenin vekili,
sözleşmelisi, ücretlisi
olmaz. Doktorun,
hâkimin, polisin vekili,
sözleşmelisi, ücretlisi
olmadığı gibi öğretmenin
de olmaz, olmamalıdır.
Vekil ve ücretli
öğretmenlik uygulamasına
son verilmeli, mevcut
sözleşmeliler de derhal
kadroya geçirilmelidir.
Bölgelerarası öğretmen
dağılımında dengesizlik
vardır. Bazı yerler
kadrolu, tecrübeli
öğretmenle
eğitim-öğretim
yapıyorken, bazı
yerlerde ya öğretmen
açığı had safhada ya da
stajyer, asker öğretmen
ağırlığı var.”
Kalkınmada öncelikli
yörelerde öğretmen
ihtiyacının
karşılanamaması
nedeniyle öğretmenlerin
bu yörelere zorunlu
olarak gönderildiğini
anlatan Gündoğdu, “Buna
rağmen açık
kapatılamamaktadır.
Öğretmenlerin söz konusu
yörelerde çalışması için
teşvik uygulanmalıdır.
Bunun için de kalkınmada
öncelikli yöre tazminatı
verilmelidir. Bu
uygulama, sorunu büyük
oranda çözecektir. Bu
yörelerde çalışan
öğretmenlerin
çocuklarına eğitim bursu
verilmesi uygulanmasına
gidilmelidir” diye
konuştu.
Gündoğdu, öğretmen
kariyer basamakları ile
ilgili olarak 2005
yılında çıkarılan kanun
çerçevesinde uzman
öğretmenlik sınavının
yapıldığını ancak
başöğretmenlik sınavının
henüz yapılamadığını
dile getirerek,
“Başöğretmenlik ve uzman
öğretmenlik sınavı biran
önce yapılmalıdır.
Öğretmen camiası bu
sınavların acilen
yapılmasını
beklemektedir” ifadesini
kullandı.
“Yarınlarımızı emanet
ettiğimiz öğretmenler
beslenme, barınma,
ısınma, giyim, sağlık ve
eğitim masraflarını
karşılayamayınca ek iş
yapmak zorunda
kalıyorlar” diyen
Gündoğdu, şunları
söyledi: “Geçim
sıkıntısı yaşayan
öğretmenlerden verimli
olmalarını beklemek
haksızlık olur. Çünkü
sıkıntı çeken bir insan
başkalarına faydalı
olamaz ve sorunları
çözemez.
Eğitim kadroları
yaptıkları işin
önemsenmesini,
kendilerine değer
verilmesini
beklemektedir.
Türkiye’yi yöneten
Cumhurbaşkanı’nı,
Başbakanı, bakanları,
milletvekillerini,
bürokratları kısaca
ülkede söz ve yetki
sahibi herkesi öğretmen
yetiştiriyor, ancak bu
kesimlerden gereken
ilgiyi görmemek
üzüntüyle karşılanıyor.”
Gündoğdu, tüm eğitim
çalışanlarının
Öğretmenler Günü’nü
kutlayarak, görevinin
başındayken hayatını
kaybedenlere Allah’tan
rahmet, yakınlarına ise
başsağlığı diledi.
 Araştırmanın
Tam Metni İçin
Tıklayınız
|
Talebimiz Üzerine Atama ve
Yer Değiştirme Yönetmeliği
Değişiyor! |
| Üyelerimizden
Genel Merkezimize iletilen
eğitim çalışanlarının
atama
ve yer değiştirmelerine
ilişkin sorunları başta
olmak üzere uygulamadan
kaynaklanan sorunları ve
beklentileri
Milli Eğitim Bakanlığı’na
yazılı olarak iletmiş ve
kamuoyu ile paylaşmıştık.
Milli Eğitim Bakanlığı
yetkililerine; öğretmen,
yardımcı hizmetler ve Genel
İdari hizmetler sınıfı
çalışanlarının atama ve yer
değiştirmeye ilişkin sorun
ve beklentilerini şöyle
sıralamıştık;
“Öğretmenler, Atama ve Yer
Değiştirme Yönetmeliği
gereği hazırlanan atama ve
yer değiştirme
dönemlerindeki planlamadan
dolayı mağduriyetler ve
sıkıntılar yaşamaktadır.
Şöyle bir uygulama yapılması
durumunda sıkıntıların
asgariye indirileceği
kanaatindeyiz;
a)İl içi isteğe bağlı atama
ve yer değiştirmelerde; yıl
içinde en az üç defa sıra
çalıştırılarak atama ve yer
değiştirme işlemleri
yapılmalı
(Haziran-Ağustos-Ocak
aylarında),
2008 yılında il içi sıralar
bir defa çalıştırıldı. Atama
ve Yer Değiştirme
Yönetmeliği’nin gereği
yapılarak, Ocak 2009’da il
içi sıralar tekrar
çalıştırılmalı,
b) Sözleşmeli öğretmenlere,
isteğe bağlı il içi ve il
dışı atama ve yer değiştirme
imkân sağlanmalı
Ayrıca; Sözleşmeli
öğretmenlerin özür durumuna
bağlı olarak Ağustos ayında
olduğu gibi Ocak ayında da
atama ve yer değiştirme
imkânı sağlanmalı,
c)Yaz dönemi öğretmen atama
ve yer değiştirmede;
öğretmenlerin taşınma, meyil
müddetleri, okulların açılış
tarihleri göz önünde
bulundurularak tüm atama ve
yer değiştirme işlemleri 15
Ağustos tarihinden önce
bitirilmeli,
Yardımcı hizmetler ve genel
idari hizmetler sınıfı
çalışanlarının da il içi ve
iller arası atama ve yer
değiştirme işlemleri,
öğretmenlerde olduğu gibi,
puan esasına göre bir
sisteme bağlanmalı”
Bunun üzerine Milli
Eğitim Bakanlığı Personel
Genel Müdürlüğü Atama ve Yer
Değiştirme Yönetmeliğinde
değişiklik yapmak üzere
sendikamızın görüşünü
istemiştir. Eğitim Bir Sen
olarak; üyelerimizden gelen
atama ve yer değiştirmeye
ilişkin talepler mevzuat
komisyonumuzca
değerlendirilerek,
görüşümüzü yeniden
şekillendirip Milli Eğitim
Bakanlığına ileteceğiz.  Bakanlığın
Yazısı İçin Tıklayınız
|
|
|
|
Uygulamadan Kaynaklanan Sıkıntıları
Bakanlığa İlettik |
| Üyelerimizden
Genel Merkezimize iletilen talep ve
şikâyetleri Milli Eğitim
Bakanlığı’na yazılı olarak sunduk.
Sendikamıza ulaşan yoğun şikayetler
üzerine Genel Başkanımız Ahmet
Gündoğdu, Genel Sekreterimiz Halil
Etyemez ve Genel Mevzuat ve Toplu
Görüşme Sekreterimiz Ramazan
Çakırcı, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin
Çelik ile bir görüşme yaptılar.
Heyetimiz, Bakanlığın
uygulamalarından kaynaklanan sıkıntı
ve beklentileri içeren bir dosyayı
Bakan Çelik’e verirken, Yönetici
Atama konusunda yaşanan sıkıntıları
da dile getirerek, görüş ve
önerilerini iletti.
Dosyada şu şikayetler ve beklentiler
yer alıyor:
-Öğretmenler, Atama ve Yer
Değiştirme Yönetmeliği gereği
hazırlanan atama ve yer değiştirme
dönemlerindeki planlamadan dolayı
mağduriyetler ve sıkıntılar
yaşamaktadır. Şöyle bir uygulama
yapılması durumunda sıkıntıların
asgariye indirileceği kanaatindeyiz;
a)İl içi isteğe bağlı atama ve yer
değiştirmelerde; yıl içinde en az üç
defa sıra çalıştırılarak atama ve
yer değiştirme işlemleri yapılmalı
(Haziran-Ağustos-Ocak aylarında),
2008 yılında il içi sıralar bir defa
çalıştırıldı. Atama ve Yer
Değiştirme Yönetmeliği’nin gereği
yapılarak, Ocak 2009’da il içi
sıralar tekrar çalıştırılmalı,
b)Sözleşmeli öğretmenlerin özür
durumuna bağlı olarak Ağustos ayında
olduğu gibi Ocak ayında da atama ve
yer değiştirme imkânı sağlanmalı,
Ayrıca; sözleşmeli öğretmenlere,
isteğe bağlı il içi ve il dışı atama
ve yer değiştirme imkân sağlanmalı,
c)Yaz dönemi öğretmen atama ve yer
değiştirmede; öğretmenlerin taşınma,
meyil müddetleri, okulların açılış
tarihleri göz önünde bulundurularak
tüm atama ve yer değiştirme
işlemleri 15 Ağustos tarihinden önce
bitirilmeli,
-Yardımcı hizmetler ve genel idari
hizmetler sınıfı çalışanlarının da
il içi ve iller arası atama ve yer
değiştirme işlemleri, öğretmenlerde
olduğu gibi, puan esasına göre bir
sisteme bağlanmalı,
-Eğitim çalışanları ve bakmakla
yükümlü oldukları yakınları il içi
ve il dışında hastalıklarından
dolayı tedavi görmektedirler. Söz
konusu eğitim çalışanları tedavi
yolluklarını ‘ödenek yok’ gerekçesi
ile 6-7 ay, bazen 1 yıl sonra ancak
alabilmektedirler. Tedavi yollukları
zamanında verilmelidir. Bunun için
tedavi yollukları, geçici görev
yollukları, sürekli görev yollukları
ayrı ayrı kalemlerden
bütçelendirmeleri yapılmalı, tedavi
yolluklarının geç ödenmesinden
dolayı oluşan mağduriyet
giderilmeli,
-Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve
Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders
Saatlerine İlişkin Karar; 10.05.2008
tarihinde 16. maddesinde değişiklik
yapılarak öğretmenlerimizin
mağduriyetine neden olmuştur.
Kararın tekrar gözden geçirilerek,
2006 yılından önceki uygulamada
olduğu gibi öğretmenlerin sevkli
olduğu günlerde, o günün maaş
karşılığı ders ve ek ders şeklinde
ikiye ayırarak haftada 15 saat maaş
karşılığı derse girme şartı
aranmaksızın sadece ek ders
ücretinin kesileceği şekilde
düzenleme yapılmalı,
-Öğretmen Kariyer Basamakları
Yükselme Sınavı sadece uzman
öğretmenler için 2005 yılında bir
defa yapıldı. Daha sonraki yıllarda
bu sınav yapılmadı. 2005 yılında
yapılan sınavı kazanan öğretmenlerin
bir kısmı uzman öğretmen olurken,
bir kısmı da farklı gerekçelerden ve
yanlış uygulamalardan dolayı uzman
öğretmen olamadı. Başöğretmenler
için de şuana kadar sınav yapılmadı.
Diğer bir husus da, konu ile ilgili
yasal düzenlemenin gereği
yapılmayarak yalnızca bir defa
başöğretmen ve uzman öğretmenlikler
için sınav ve değerlendirme
yapıldığından, öğretmenlerin,
başöğretmen ve uzman öğretmen olma
imkânı sağlanmadı. Bu durum,
başöğretmen ve uzman öğretmenler ile
diğer öğretmenler arasında özlük ve
ekonomik haklarında ciddi
farklılıklar oluşturdu.
Şöyle ki; yönetici atamadaki
puanlamada başöğretmene 8, uzman
öğretmene 5 puan daha fazla
verilmektedir. Başöğretmen ile uzman
öğretmenlerin kariyerlerinden dolayı
aldıkları ücretler de
düşünüldüğünde, diğer öğretmenlerle
aralarındaki farklılıklar daha da
belirginleşmektedir.
Bu nedenle daha önce sınava girip
kazanan ancak çeşitli nedenlerden
dolayı uzman öğretmen olamayanların
mağduriyetleri giderilmeli, Kariyer
Basamakları Yükselme Sınavı da
(uzman öğretmen ve başöğretmenlik)
en kısa sürede yapılmalı, Bakanlar
Kurulu’nun yetkisindeki başöğretmen
ve uzman öğretmen kontenjanının iki
katına çıkarılması yetkisi
kullanılmalı. |
|
|
|
|
|
|
|
Şeflere de Ek Ödeme Verilsin |
|
Ağustos ayında kamu çalışanla- rına yapılan Ek
Ödeme zammının yol açtığı mağduriyet,
girişimleri- miz ve konuyu ısrarla takip
etmemiz neticesinde çözüme kavuşturulurken,
Maliye Bakanlı- ğı’nın yaptığı iyileştirme
çalışmasında şeflere yer verilmemesi,
hakkaniyet ilkesine aykırı olmuştur.
Ek Ödeme kararının alınması tarafımızdan
olumlu karşılanmıştı. Kararnameyi inceleyen
hukukçularımızın, daha önce denge
tazminatından yoksun bırakılan eğitim
çalışanlarından İl Milli Eğitim Müdür
yardımcıları, Şube Müdürleri, Eğitim
Uzmanları, Müfettişler, Şefler ile Milli
Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı’nda, Talim
ve Terbiye Kurulu’nda oluşturulan çeşitli
komisyonlarda, İl Milli Eğitim Müdürlükleri
bünyesinde oluşturulan komisyonlarda ve
projelerde görevlendirilen öğretmenlerin ek
ödemeden de mahrum bırakıldığını tespit etmesi
üzerine, bu adaletsizliğin giderilmesi için
Maliye Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na
yazılı talepte bulunmuştuk.
Böylece Ek Ödeme zammının yol açtığı
mağduriyet giderilirken, daha sonra Maliye
Bakanlığı’nın yaptığı çalışmada şeflerin
iyileştirmeye dahil edilmediği duyumunu
almıştık. 17 Eylül’de şeflerin de söz konusu
çalışma çerçevesinde Ek Ödeme kapsamına
alınması için Maliye Bakanlığı yetkilileriyle
görüşmelerimiz oldu.
Ancak 27 Eylül’de Milli Eğitim Bakanı Hüseyin
Çelik’in yaptığı açıklamayla, şeflerin kapsam
dışında bırakıldığı resmiyet kazandı.
Bilindiği gibi, hükümetin kamudaki maaş
adaletsizliğine son vermek amacıyla Ağustos
ayında çıkardığı Ek Ödeme Kararnamesi, kapsam
dışında tutulan binlerce eğitim çalışanının
tepkisini çekmişti.
Toplu görüşme sürecinde de tartışmaya neden
olan sorunun çözümü için Genel Başkanımız
Ahmet Gündoğdu, konuyu masaya taşımıştı. Bunun
üzerine, varılan mutabakatta, Ek Ödeme’den
faydalanmayan eğitim çalışanlarının da bu
kapsama alınmasına karar verilmişti. Daha
sonra harekete geçen Maliye Bakanlığı, sorunu
giderecek bir çalışma hazırladı. Çalışmanın
önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’nda imzaya
açılması bekleniyor.
Ek Ödeme konusundaki mağduriyet, iki ayrı
formülle giderilecek. Milli Eğitim
Bakanlığı’nda görev yapan yöneticiler için,
ilave 10 saat ek ders ücreti verilecek. Geçici
görevlendirilen öğretmenler için ise yeni
düzenleme yapılacak ve 3 bin öğretmen de ek
ödeme kapsamına alınarak sorun çözülecek.
Ancak aldığımız bilgiye göre, Maliye Bakanlığı
bürokratlarının yaptığı çalışmada şefler
iyileştirmeye dahil edilmemiştir. Şefler idari
hiyerarşide şube müdürlerinden sonra
gelmektedirler. Aynı kurum içerisinde
birbirlerine yakın pozisyonda olan çalışanlar
arasında ciddi oranda ücret farklılığının
oluşturulması, çalışanların motivasyonunu
olumsuz etkilemektedir. Şeflerin, emrinde
çalışan memurlara göre daha az ücret
almalarını ‘eşit işe, eşit ücret’ politikasına
aykırı bulmaktayız.
Şeflerin idari hiyerarşi içerisindeki
pozisyonları, görev ve sorumlulukları göz
önünde bulundurularak ek ödemeden
yararlanmalarının sağlanması için Maliye
Bakanlığı’na durumu yazılı olarak ilettik.
Haksızlığın giderilmesi için ilgili
Bakanlıklar nezdinde girişimlerimiz
sürecektir.
Daha önce Bakanlığa gönderdiğimiz yazıda; İl
ve İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinde
görevlendirilen yönetici, Hukuk Danışmanı, İl
İzci Kurulu Başkanlığı, Lig Heyeti, Özel
Kalem, İlsis, Temel Eğitimi Destekleme
projesinde görevlendirilen öğretmenler ile
formatör öğretmenler, şube müdürleri, şefler,
müfettişler, İlçe Milli Eğitim Müdürleri ve İl
Milli Eğitim Müdür yardımcılarının ek ödeme ve
denge tazminatı alamadıklarını belirtmiş ve
mağduriyetlerin giderilmesini istemiştik.
Yapılan düzenlemede şeflerin Ek Ödeme dışında
tutulmasını kabul edilebilir bulmuyoruz.
Şeflerin de iyileştirmede yararlanması için
konunun takipçisi olacağız.
Bakanlığa
gönderdiğimiz yazı için
tıklayınız
|
|
|
|
|
|
|

|
|
 |