HATAY EĞİTİM.BİR.SEN WEB SAYFASINA HOŞGELDİNİZ

                                           İLETİŞİM|HAKKIMIZDA|YÖNETİM | İLKELERİMİZ | FAALİYETLERİMİZ| İLÇELERİMİZ|DOSYALAR

   

 

 

 

 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 

         

 

Re’sen Alan Değişikliği İşlemine İptal Kararı!
 

 

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yaptığı re’sen alan değişikliği işlemi sebebiyle bulunduğu okulda norm fazlası öğretmen konumuna düşen davacının alan değişikliği talebine ilişkin başvurusunu, davalı idarenin reddetmesi üzerine açtığımız davada; mahkeme, önce yürütmeyi durdurma kararı verdi, daha sonra ise; davayı esastan karara bağlayarak, dava konusu işlemi iptal etti.

 

Rize İdare Mahkemesi’nin kararında şu ifadelere yer verildi:

“Davacının kendisinden kaynaklanmayan nedenlerle başvuru süresini geçirdikten sonra yaptığı alan değişikliği talebinin değerlendirilerek, bir işlemin tesis edilmesi gerekirken, başvuru süresini geçirdiği gerekçesiyle talebinin değerlendirilmemesi işleminde hukuka uyarlık görülmemiştir.”

 İlgili Mahkeme Kararı

 

Vahşeti Lanetliyoruz!

          Yıllardır Filistin’de tecrit politikası uygulayan, terörist eylemlere girişen İsrail, bir defa daha vahşi yüzünü göstermiştir.

            İsrail’in Gazze’de okullara ve evlere düzenlediği hava saldırılarında 200’ün üzerinde masum insan hayatını kaybetmiş, 300’ü aşkın kişi ise yaralanmıştır. Bu bir insanlık suçu, adı konulmamış bir soykırımdır. Menfur saldırı, milletimizi derinden üzmüş, toplumda infiale yol açmıştır. Kadın ve çocuk demeden sivil halka canice saldıran İsrail’e Batılı ülkelerin sessiz kalmasını anlamlı buluyor, onları bu tavırlarından dolayı suç ortağı olarak görüyoruz.         

            Terörist devlet İsrail, hain yüzünü Filistin topraklarında gerçekleştirdiği saldırıyla bir kez daha göstermiştir. Gazze’de, yağdırdığı bombalarla çoluk-çocuk onlarca masum insanı katleden işgalci İsrail, başta İslam Alemi olmak üzere tüm insanlığın nefretini kazanmıştır. Dünyanın tek terörist devleti olan İsrail’in masum Gazze halkına yönelik saldırısını lanetleyerek, şiddetle kınıyoruz. Medeniyetler ittifakından bahseden, dünya barışı ve özgürlük çağrıları yapan Batı dünyasının sahte yüzü, İsrail’in gerçekleştirdiği katliamlara sessiz kalmasıyla bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bir taraftan barış deyip diğer taraftan masum insanları katleden İsrail’in terörist yüzünü artık bütün dünya görmelidir. Bir başka önemli konu ise, İslam coğrafyasının merkezinde sayılan Filistin’de akan Müslüman kanının durdurulmasında yıllardır aksiyoner olmayı beceremeyen İslam devletlerinin ve toplumunun harekete geçip geçmeyeceğidir. Biz diyoruz ki; sabretmek, boyun eğmek değil, direnmektir. Bu direnme ruhu, inancımızın doğasında vardır ve bu ruhu harekete geçirmemek büyük bir vebaldir. Başta hükümetimiz olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti’nin devleti ve milletiyle, İsrail’in terörist eylemlerine karşı her türlü eylemi ortaya koymalıdır.                                                                                                                                            

          Eğitim-Bir-Sen olarak, İsrail vahşetini lanetliyor; hain saldırılarda şehit olan Filistinlilere Allah’tan rahmet, tüm İslam Alemi’ne başsağlığı diliyoruz, yaralılara acil şifa, yakınlarına sabır diliyoruz                                                                                                                                                                                                                 Cevat ÖNAL

                                                                                   HATAY ŞUBE BAŞKANI

HAKLARIN İADESİNİ TALEP EDİYORUZ....

MEB’in  hemen her konuda yaptığı mevzuat değişiklikleri,eğitim çalışanlarının haklarını tırpanlamış,beraberinde birçok yargı kararı çalışanlara haklarını iade etmiş ve bu geçen süre zarfında yapılan hukuka aykırı uygulamalar eğitimi içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur.     

Hukuk devletinde, devletin faaliyetleri sıkı normlara bağlı olmalıdır. Devleti kurallarlayönetmek, bireylere önemli güvence sağlar. Kurallara göre yönetilen devlet, bireylerin hangi şartlarda neyi,nasıl yapabileceklerini önceden bilmeleri onların geleceğe dönük hayat planlarını yapmalarını sağlar. Devlet yönetiminde devamlılık esas olduğu gibi, kurumlarda da esastır. Hukuk güvencesine uyarlı düzenlemeler, bireylere iki yönlü güvence sağlar; birincisi, birey geleceğini daha iyi görür, hayatını ona göre planlar; ikincisi ise, devlet yetkisini kullananlara karşı hukuki bir himayeye kavuşur. Hukuki güvence, aynı zamanda hukukta nispi istikrar sağlar. Kuralların makul olmayan aralıklarla, her ne sebeple olursa olsun, sıkça değişmesi, hem bireylerin hukuka olan güvenini sarsar, hem de çalışmalarını güven içinde yürütmelerini zora sokar. Sürekli değişen normlar, bireylerin kendilerini güvende hissetmelerini imkânsız kılar. Devletin keyfi davranmayacağını bilmek, bireylere devletçe sağlanacak en büyük güvencelerden biridir. Hukukun üstünlüğünü esas olan devletlerdeyasal düzenlemeler, zorunluluk arz etmedikçe değiştirilmemektedir. Milli Eğitim Mevzuatı’nın sürekli değişmesi, bireyleri hukuki güvenceden yoksun bırakmakta, kuruma karşı güvenlerini sarsmaktadır.

Öğretmenlerin 2008 yılı il içi atamalarındaki kargaşa buna en iyi örnektir.Millî Eğitim Bakanlığı Öğretmenlerinin Atama Ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin 22.maddesinde açıkça “Atamalar, bu sırada bulunanlar arasından eğitim kurumlarındaki norm kadro açığı ölçüsünde o okul veya kurumu tercih edenlerden hizmet puanı en fazla olandan başlanması suretiyle Mayıs ayı içinde gerçekleştirilir. Ataması yapılanların eski görev yerlerinden ayrılmaları Haziran ayı sonu itibarıyla sağlanır. Ataması yapılamayanlara ait sıra durumu, takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar geçerli olup, dönem içinde oluşacak öğretmen ihtiyacı bu sırada bulunanlardan karşılanır.” Denilmesine rağmen bakanlık yayınladığı 2008 Öğretmenlerin İl İçi İsteğe Bağlı Yer Değiştirme Kılavuzunda kendi yayımladığı yönetmelikle çelişerek sıralı atamaların bir defaya mahsus olarak 4 Ağustosta yapılacağını  belirtmiştir.

Hukuka aykırı bu durum sendikamız Eğitim-Bir-Sen tarafından yargıya taşınmıştır.Ve bu davanın aleyhine sonuçlanacağını anlayan bakanlık genelge yayımlayarak;”İl içi sıraların 15-19 Aralık tarihleri arasında çalıştırılmasını” istemiştir.Ancak 4 Ağustostan bu yana il içi sıraların iptal edildiği gerekçesiyle sıralı okullara norm kadro fazlası,hizmetin gereği türünden öğretmen atamaları yapılmıştır.Yani sırada bekleyen öğretmenler hak kaybına uğramış atanmaları gereken okullardaki açık diğer şekillerde doldurulmuştur.Bu durumda ilimizde yargıya başvurması gereken onlarca öğretmen ortaya çıkarmıştır.Yargı süreçlerinin uzun sürmesi  nedeniyle bu eğitim çalışanlarının mağduriyetleri ikiye katlanacaktır.

            Eğitim-Bir-Sen olarak İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden  bu durumdaki öğretmenlerin haklarını iade etmelerini talep ediyoruz. 

                                                                            Cevat ÖNAL                                                                                  Eğitim-Bir-Sen                                                                               Hatay Şube Başkanı

Eğitim Çalışanları Emeğinin Tam Karşılığını Alamadığını Düşünüyor
 

Genel Başkanımız Ahmet Gündoğdu, toplumların uygarlık düzeyinin, öğretmene verdiği değerle ölçüldüğünü ifade ederek, “Öğretmenlerimizin bir türlü çözülemeyen sorunlarına ve maddi sıkıntılarına bakılırsa, uygarlık düzeyimizin düzeysizlikten öteye gitmediği gün gibi ortadadır” dedi.

 

Gündoğdu, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla yaptığımız ‘Öğretmenlerin Meslek Memnuniyeti Araştırması’nı İlci Otel’de düzenlediği basın toplantısıyla açıkladı. Gündoğdu, başta öğretmenler olmak üzere eğitim çalışanlarının onlarca sorunu bulunduğunu, ayaküstü demeçlerle çözüm aranan ve yıldan yıla devreden bu sorunların neredeyse içinden çıkılmaz bir yumak haline geldiğini söyledi.

 

1930’lu yıllardan bu yana eğitimde ciddi bir değişim yaşanmasına rağmen öğretmenlerin sorunlarında nitelik olarak bir değişiklik meydana gelmediğini kaydeden Gündoğdu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Cumhuriyetin ilk yıllarında da yine aynı sorunların dile getirildiğine bakılırsa aradan geçen 85 yılda öğretmen sorunlarının çözümüne ilişkin derinliğine çalışmalar yapılmadığı görülmektedir. Eğitim çalışanlarının yaşadığı sorunlar, çözümlenmesi mümkün sorunlardır ancak bu sorunların çözümü için yeteri kadar çalışılmamış, palyatif tedbirlerle geçiştirilmiştir.

 

Öğretmen açığı sorunu, onbinlere ihtiyaç duyulacak şekilde varlığını devam ettirmektedir. Ancak öğretmen açığı sözleşmeli, vekil, ücretli öğretmen alımıyla kapatılmaya çalışılmaktadır. Öğretmenin vekili, sözleşmelisi, ücretlisi olmaz. Doktorun, hâkimin, polisin vekili, sözleşmelisi, ücretlisi olmadığı gibi öğretmenin de olmaz, olmamalıdır. Vekil ve ücretli öğretmenlik uygulamasına son verilmeli, mevcut sözleşmeliler de derhal kadroya geçirilmelidir. Bölgelerarası öğretmen dağılımında dengesizlik vardır. Bazı yerler kadrolu, tecrübeli öğretmenle eğitim-öğretim yapıyorken, bazı yerlerde ya öğretmen açığı had safhada ya da stajyer, asker öğretmen ağırlığı var.”

 

Kalkınmada öncelikli yörelerde öğretmen ihtiyacının karşılanamaması nedeniyle öğretmenlerin bu yörelere zorunlu olarak gönderildiğini anlatan Gündoğdu, “Buna rağmen açık kapatılamamaktadır. Öğretmenlerin söz konusu yörelerde çalışması için teşvik uygulanmalıdır. Bunun için de kalkınmada öncelikli yöre tazminatı verilmelidir. Bu uygulama, sorunu büyük oranda çözecektir. Bu yörelerde çalışan öğretmenlerin çocuklarına eğitim bursu verilmesi uygulanmasına gidilmelidir” diye konuştu.

 

Gündoğdu, öğretmen kariyer basamakları ile ilgili olarak 2005 yılında çıkarılan kanun çerçevesinde uzman öğretmenlik sınavının yapıldığını ancak başöğretmenlik sınavının henüz yapılamadığını dile getirerek, “Başöğretmenlik ve uzman öğretmenlik sınavı biran önce yapılmalıdır. Öğretmen camiası bu sınavların acilen yapılmasını beklemektedir” ifadesini kullandı.

 

“Yarınlarımızı emanet ettiğimiz öğretmenler beslenme, barınma, ısınma, giyim, sağlık ve eğitim masraflarını karşılayamayınca ek iş yapmak zorunda kalıyorlar” diyen Gündoğdu,  şunları söyledi: “Geçim sıkıntısı yaşayan öğretmenlerden verimli olmalarını beklemek haksızlık olur. Çünkü sıkıntı çeken bir insan başkalarına faydalı olamaz ve sorunları çözemez.

 

Eğitim kadroları yaptıkları işin önemsenmesini, kendilerine değer verilmesini beklemektedir.

 

Türkiye’yi yöneten Cumhurbaşkanı’nı, Başbakanı, bakanları, milletvekillerini, bürokratları kısaca ülkede söz ve yetki sahibi herkesi öğretmen yetiştiriyor, ancak bu kesimlerden gereken ilgiyi görmemek üzüntüyle karşılanıyor.”

Gündoğdu, tüm eğitim çalışanlarının Öğretmenler Günü’nü kutlayarak, görevinin başındayken hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yakınlarına ise başsağlığı diledi.  

 Araştırmanın Tam Metni İçin Tıklayınız

 

Talebimiz Üzerine Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği Değişiyor!

 Üyelerimizden Genel Merkezimize iletilen eğitim çalışanlarının atama ve yer değiştirmelerine ilişkin sorunları başta olmak üzere uygulamadan kaynaklanan sorunları ve beklentileri Milli Eğitim Bakanlığı’na yazılı olarak iletmiş ve kamuoyu ile paylaşmıştık. Milli Eğitim Bakanlığı yetkililerine; öğretmen, yardımcı hizmetler ve Genel İdari hizmetler sınıfı çalışanlarının atama ve yer değiştirmeye ilişkin sorun ve beklentilerini şöyle sıralamıştık; 

“Öğretmenler, Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği gereği hazırlanan atama ve yer değiştirme dönemlerindeki planlamadan dolayı mağduriyetler ve sıkıntılar yaşamaktadır. Şöyle bir uygulama yapılması durumunda sıkıntıların asgariye indirileceği kanaatindeyiz;

a)İl içi isteğe bağlı atama ve yer değiştirmelerde; yıl içinde en az üç defa sıra çalıştırılarak atama ve yer değiştirme işlemleri yapılmalı (Haziran-Ağustos-Ocak aylarında),

2008 yılında il içi sıralar bir defa çalıştırıldı. Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin gereği yapılarak, Ocak 2009’da il içi sıralar tekrar çalıştırılmalı,

b) Sözleşmeli öğretmenlere, isteğe bağlı il içi ve il dışı atama ve yer değiştirme imkân sağlanmalı

Ayrıca; Sözleşmeli öğretmenlerin özür durumuna bağlı olarak Ağustos ayında olduğu gibi Ocak ayında da atama ve yer değiştirme imkânı sağlanmalı, 

c)Yaz dönemi öğretmen atama ve yer değiştirmede; öğretmenlerin taşınma, meyil müddetleri, okulların açılış tarihleri göz önünde bulundurularak tüm atama ve yer değiştirme işlemleri 15 Ağustos tarihinden önce bitirilmeli,

Yardımcı hizmetler ve genel idari hizmetler sınıfı çalışanlarının da il içi ve iller arası atama ve yer değiştirme işlemleri, öğretmenlerde olduğu gibi, puan esasına göre bir sisteme bağlanmalı” 

         Bunun üzerine Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinde değişiklik yapmak üzere sendikamızın görüşünü istemiştir. Eğitim Bir Sen olarak; üyelerimizden gelen atama ve yer değiştirmeye ilişkin talepler mevzuat komisyonumuzca değerlendirilerek, görüşümüzü yeniden şekillendirip Milli Eğitim Bakanlığına ileteceğiz.  Bakanlığın Yazısı İçin Tıklayınız

 
Uygulamadan Kaynaklanan Sıkıntıları Bakanlığa İlettik
 Üyelerimizden Genel Merkezimize iletilen talep ve şikâyetleri Milli Eğitim Bakanlığı’na yazılı olarak sunduk.  

Sendikamıza ulaşan yoğun şikayetler üzerine Genel Başkanımız Ahmet Gündoğdu, Genel Sekreterimiz Halil Etyemez ve Genel Mevzuat ve Toplu Görüşme Sekreterimiz Ramazan Çakırcı, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik ile bir görüşme yaptılar.  

Heyetimiz, Bakanlığın uygulamalarından kaynaklanan sıkıntı ve beklentileri içeren bir dosyayı Bakan Çelik’e verirken, Yönetici Atama konusunda yaşanan sıkıntıları da dile getirerek, görüş ve önerilerini iletti.  

Dosyada şu şikayetler ve beklentiler yer alıyor:

-Öğretmenler, Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği gereği hazırlanan atama ve yer değiştirme dönemlerindeki planlamadan dolayı mağduriyetler ve sıkıntılar yaşamaktadır. Şöyle bir uygulama yapılması durumunda sıkıntıların asgariye indirileceği kanaatindeyiz;

a)İl içi isteğe bağlı atama ve yer değiştirmelerde; yıl içinde en az üç defa sıra çalıştırılarak atama ve yer değiştirme işlemleri yapılmalı (Haziran-Ağustos-Ocak aylarında),

2008 yılında il içi sıralar bir defa çalıştırıldı. Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği’nin gereği yapılarak, Ocak 2009’da il içi sıralar tekrar çalıştırılmalı,

b)Sözleşmeli öğretmenlerin özür durumuna bağlı olarak Ağustos ayında olduğu gibi Ocak ayında da atama ve yer değiştirme imkânı sağlanmalı,

Ayrıca; sözleşmeli öğretmenlere, isteğe bağlı il içi ve il dışı atama ve yer değiştirme imkân sağlanmalı,

c)Yaz dönemi öğretmen atama ve yer değiştirmede; öğretmenlerin taşınma, meyil müddetleri, okulların açılış tarihleri göz önünde bulundurularak tüm atama ve yer değiştirme işlemleri 15 Ağustos tarihinden önce bitirilmeli,

-Yardımcı hizmetler ve genel idari hizmetler sınıfı çalışanlarının da il içi ve iller arası atama ve yer değiştirme işlemleri, öğretmenlerde olduğu gibi, puan esasına göre bir sisteme bağlanmalı,

-Eğitim çalışanları ve bakmakla yükümlü oldukları yakınları il içi ve il dışında hastalıklarından dolayı tedavi görmektedirler. Söz konusu eğitim çalışanları tedavi yolluklarını ‘ödenek yok’ gerekçesi ile 6-7 ay, bazen 1 yıl sonra ancak alabilmektedirler. Tedavi yollukları zamanında verilmelidir. Bunun için tedavi yollukları, geçici görev yollukları, sürekli görev yollukları ayrı ayrı kalemlerden bütçelendirmeleri yapılmalı, tedavi yolluklarının geç ödenmesinden dolayı oluşan mağduriyet giderilmeli,

-Millî Eğitim Bakanlığı Yönetici ve Öğretmenlerin Ders ve Ek Ders Saatlerine İlişkin Karar; 10.05.2008 tarihinde 16. maddesinde değişiklik yapılarak öğretmenlerimizin mağduriyetine neden olmuştur. Kararın tekrar gözden geçirilerek, 2006 yılından önceki uygulamada olduğu gibi öğretmenlerin sevkli olduğu günlerde, o günün maaş karşılığı ders ve ek ders şeklinde ikiye ayırarak haftada 15 saat maaş karşılığı derse girme şartı aranmaksızın sadece ek ders ücretinin kesileceği şekilde düzenleme yapılmalı,

-Öğretmen Kariyer Basamakları Yükselme Sınavı sadece uzman öğretmenler için 2005 yılında bir defa yapıldı. Daha sonraki yıllarda bu sınav yapılmadı. 2005 yılında yapılan sınavı kazanan öğretmenlerin bir kısmı uzman öğretmen olurken, bir kısmı da farklı gerekçelerden ve yanlış uygulamalardan dolayı uzman öğretmen olamadı. Başöğretmenler için de şuana kadar sınav yapılmadı. Diğer bir husus da, konu ile ilgili yasal düzenlemenin gereği yapılmayarak yalnızca bir defa başöğretmen ve uzman öğretmenlikler için sınav ve değerlendirme yapıldığından, öğretmenlerin, başöğretmen ve uzman öğretmen olma imkânı sağlanmadı. Bu durum, başöğretmen ve uzman öğretmenler ile diğer öğretmenler arasında özlük ve ekonomik haklarında ciddi farklılıklar oluşturdu.

Şöyle ki; yönetici atamadaki puanlamada başöğretmene 8, uzman öğretmene 5 puan daha fazla verilmektedir. Başöğretmen ile uzman öğretmenlerin kariyerlerinden dolayı aldıkları ücretler de düşünüldüğünde, diğer öğretmenlerle aralarındaki farklılıklar daha da belirginleşmektedir.

Bu nedenle daha önce sınava girip kazanan ancak çeşitli nedenlerden dolayı uzman öğretmen olamayanların mağduriyetleri giderilmeli, Kariyer Basamakları Yükselme Sınavı da (uzman öğretmen ve başöğretmenlik) en kısa sürede yapılmalı, Bakanlar Kurulu’nun yetkisindeki başöğretmen ve uzman öğretmen kontenjanının iki katına çıkarılması yetkisi kullanılmalı.

 
 
Şeflere de Ek Ödeme Verilsin
 

Ağustos ayında kamu çalışanla- rına yapılan Ek Ödeme zammının yol açtığı mağduriyet, girişimleri- miz ve konuyu ısrarla takip etmemiz neticesinde çözüme kavuşturulurken, Maliye Bakanlı- ğı’nın yaptığı iyileştirme çalışmasında şeflere yer verilmemesi, hakkaniyet ilkesine aykırı olmuştur.  

Ek Ödeme kararının alınması tarafımızdan olumlu karşılanmıştı. Kararnameyi inceleyen hukukçularımızın, daha önce denge tazminatından yoksun bırakılan eğitim çalışanlarından İl Milli Eğitim Müdür yardımcıları, Şube Müdürleri, Eğitim Uzmanları, Müfettişler, Şefler ile Milli Eğitim Bakanlığı Merkez Teşkilatı’nda, Talim ve Terbiye Kurulu’nda oluşturulan çeşitli komisyonlarda, İl Milli Eğitim Müdürlükleri bünyesinde oluşturulan komisyonlarda ve projelerde görevlendirilen öğretmenlerin ek ödemeden de mahrum bırakıldığını tespit etmesi üzerine, bu adaletsizliğin giderilmesi için Maliye Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı’na yazılı talepte bulunmuştuk.  

Böylece Ek Ödeme zammının yol açtığı mağduriyet giderilirken, daha sonra Maliye Bakanlığı’nın yaptığı çalışmada şeflerin iyileştirmeye dahil edilmediği duyumunu almıştık. 17 Eylül’de şeflerin de söz konusu çalışma çerçevesinde Ek Ödeme kapsamına alınması için Maliye Bakanlığı yetkilileriyle görüşmelerimiz oldu.  

Ancak 27 Eylül’de Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in yaptığı açıklamayla, şeflerin kapsam dışında bırakıldığı resmiyet kazandı.  

Bilindiği gibi, hükümetin kamudaki maaş adaletsizliğine son vermek amacıyla Ağustos ayında çıkardığı Ek Ödeme Kararnamesi, kapsam dışında tutulan binlerce eğitim çalışanının tepkisini çekmişti.  

Toplu görüşme sürecinde de tartışmaya neden olan sorunun çözümü için Genel Başkanımız Ahmet Gündoğdu, konuyu masaya taşımıştı. Bunun üzerine, varılan mutabakatta, Ek Ödeme’den faydalanmayan eğitim çalışanlarının da bu kapsama alınmasına karar verilmişti. Daha sonra harekete geçen Maliye Bakanlığı, sorunu giderecek bir çalışma hazırladı. Çalışmanın önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’nda imzaya açılması bekleniyor.  

Ek Ödeme konusundaki mağduriyet, iki ayrı formülle giderilecek. Milli Eğitim Bakanlığı’nda görev yapan yöneticiler için, ilave 10 saat ek ders ücreti verilecek. Geçici görevlendirilen öğretmenler için ise yeni düzenleme yapılacak ve 3 bin öğretmen de ek ödeme kapsamına alınarak sorun çözülecek.  

Ancak aldığımız bilgiye göre, Maliye Bakanlığı bürokratlarının yaptığı çalışmada şefler iyileştirmeye dahil edilmemiştir. Şefler idari hiyerarşide şube müdürlerinden sonra gelmektedirler. Aynı kurum içerisinde birbirlerine yakın pozisyonda olan çalışanlar arasında ciddi oranda ücret farklılığının oluşturulması, çalışanların motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. Şeflerin, emrinde çalışan memurlara göre daha az ücret almalarını ‘eşit işe, eşit ücret’ politikasına aykırı bulmaktayız.  

Şeflerin idari hiyerarşi içerisindeki pozisyonları, görev ve sorumlulukları göz önünde bulundurularak ek ödemeden yararlanmalarının sağlanması için Maliye Bakanlığı’na durumu yazılı olarak ilettik. Haksızlığın giderilmesi için ilgili Bakanlıklar nezdinde girişimlerimiz sürecektir.  

Daha önce Bakanlığa gönderdiğimiz yazıda; İl ve İlçe Milli Eğitim müdürlüklerinde görevlendirilen yönetici, Hukuk Danışmanı, İl İzci Kurulu Başkanlığı, Lig Heyeti, Özel Kalem, İlsis, Temel Eğitimi Destekleme projesinde görevlendirilen öğretmenler ile formatör öğretmenler, şube müdürleri, şefler, müfettişler, İlçe Milli Eğitim Müdürleri ve İl Milli Eğitim Müdür yardımcılarının ek ödeme ve denge tazminatı alamadıklarını belirtmiş ve mağduriyetlerin giderilmesini istemiştik.  

Yapılan düzenlemede şeflerin Ek Ödeme dışında tutulmasını kabul edilebilir bulmuyoruz. Şeflerin de iyileştirmede yararlanması için konunun takipçisi olacağız.   Bakanlığa gönderdiğimiz yazı için tıklayınız

 
 

 

 

 
  

 

 

                 

(DESİGNED BY BVA )walldo@mynet.com